4. Sınıf Türkçe ders kitabı cevapları siz değerli öğrencilerimiz için sayfamıza ekledik. 2019 2020 Eğitim öğretim yılı için okullarda okutulan 4. Sınıf Türkçe ders kitabı etkinlik cevapları için aşağıya göz atabilirsiniz. Daha iyi anlamanız için her bir etkinliği ayrı ayrı çözümledik. Eklenmesini ve düzletilmesini istediğin yerler olursa yorum kısmından yazmayı unutmayın.
Sayfanın Cevapları:
Leylek İle Tilki Metni Cevapları
4. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Koza Yayınları Sayfa 78 Cevabı
HAZIRLIK
Size göre ön yargı nedir? Ön yargılı olmak çevremizdeki insanlara hangi yönden zarar vermemize neden olabilir?
- Cevap: Bana göre ön yargı herhangi birim karşısında kişiye veya olaya ne olduğunu anlayamadan bilmeden yanlış yorumlar çıkarımlar yapmaktır. Bu tarz davranışlar kötü olaylara neden olur. Çevremizdeki insanları kıracak hareketlerde bulunabilir.
Sınıfınıza yeni gelen bir öğrencinin yanınıza oturmasını ister miydiniz? Neden?
- Cevap: Ben isterdim. çünkü sonuçta o da bir insan. Onunla zaman içinde belki de çok iyi bir dostluğumuz olacaktır.
Metinle ilgili görselleri inceleyiniz. Görsellerden ve başlıktan hareketle metnin konusunu tahmin edip söyleyiniz.
- Cevap: Bence hayvanlar arasında geçecek bu hikayede biz gençlerin ders çıkarması hedeflenmektedir.
Metni vurgu, tonlama ve telaffuza dikkat ederek sesli okuyunuz.
- Cevap: Bu etkinliği siz yapmalısınız.
Tilki, leyleği yemeğe çağırdı. “Uygun bir zamanda bana gel.” dedi. “Sana hiç tatmadığın yemekler hazırlarım. Yeter ki bana bir gün öncesinden haber ver.”
Tilki basit bir ormanda yaşar, dünyayı göremez, gezginlere imrenirdi. isterdi ki bir gezgin arkadaşı olsun, o dünyayı anlatsın, tilki de ona yemek versin, mırıl mırıl sorular sorsun.
Tilki, uzun zaman leylekten haber bekledi. Leylek, tilkinin iyi biri olduğunu biliyordu ama annesinden tilkiler hakkında > hep kötü şeyler işittiği için bu yemek çağrısını kabul etmekte zorlanıyordu. Leylek, annesine durumu anlatmak ve ona danışmak istedi.
Leylek anne, çocuğunu dinledikten sonra “Gözlerime inanamıyorum.” der gibi baktı ve “Sakın gitme!” dedi. “Biz atalarımızdan böyle gördük, böyle işittik! Leylekler, tilkilerin yemeğine gitmez. Giderse de kabını yanında götürür.”
O eski öyküye göre kurnaz ve cimri tilki, konuğuna bir şey yedirmek istemediği için geniş ve yayvan bir tabağa çorba koyarmış. Kendisi kırmızı dilini çıkara çıkara güzelce çorbayı yalayıp yutar, leylek ise uzun gagasıyla bu çorbayı nasıl içeceğini düşünür dururmuş.
Oysa bizim kızıl tilki, leylek hakkında çok güzel şeyler düşünüyordu. “Bir gelse…” diyordu, “Ona neler hazırlayacağım! Çünkü kuşlardan dostum olsun istiyorum. Kara karga
dışında hiç kuş tanıdığım yok. Kuşlar, gökten gelip gökten gidiyor. Dalların en tepesine konuyor, suların en uzağında yaşıyorlar. Onlardan dost edinen kim bilir neler öğrenir? Yeryüzü yukarıdan nasıl görünür acaba? Gök daha mı sıcaktır? Bulutlar şekerli midir yoksa o beyaz pof pof kabaran şeyler, kuşların yatağı mıdır? Uzun yolculuklarında kuşlar o yataklarda mı uyur?”
Aynı sıralarda leylek de şöyle düşünmekteydi:
“Daldaki karganın ağzından peynir kaptığı söylenen kurnaz biriyle hiç yemek yemedim. Diyelim ki tilki kırmızı dilini hüp ettirerek çorbasını karşımda içti ve ben onu seyrettim, ne olur ki? Elimi çorbaya bile sürmem utanır.”